İstanbul’un sokak müzikleri; vapurları, metroları ve şehrin en merkezi caddelerini birbirinden etkileyici nağmelerle renklendiriyor. 20 milyondan fazla nüfusu ile dev bir metropol olan İstanbul, ülkemizin aynı zamanda sanat merkezi. Doğal olarak sadece yerli değil, aynı zamanda dünyanın birçok yerinden yabancı da sokak sanatçıları burada buluşuyor ve sokaklara neşe katıyor.

İstanbul’un sokak müzisyenleri ile her yerde karşılaşmak mümkün. Sadece sokağa çıkmanız ve Kadıköy, Karaköy, İstiklal Caddesi, Avcılar ya da Bakırköy gibi bölgelere gitmeniz yeterli. Aynı zamanda şehrin metro ve vapurlarında da onlarla karşılaşabiliyorsunuz.

Light in Babylon: Sokaklardan Büyük Sahnelere

İstanbul’un sokak müzisyenleri denilince akla gelen ilk isimlerden Light in Babylon, üç kişiden oluşuyor. Sokaklardan büyük sahnelere doğru giden bir hikayeye sahip bu gruba günümüzde nadiren de olsa sokaklarda denk gelmek mümkün. Güçlü ve akılda kalıcı sesi ile vokal Michal Elia Kamal’in öncülüğünde Doğu müziğinden tınılarla İstiklal Caddesi’ni şenlendiriyor.

İstiklal Caddesi’nde popülerliğe ulaştıktan sonra Türkiye’nin diğer şehirlerinde de konserler veren Light in Babylon, etnik müzik sevenlerin mutlaka dinlemesi gereken gruplardan biri. Grup hakkındaki detaylara resmi sayfaları olan Light in Babylon adresinden ulaşabilirsiniz.

Siya Siyabend: İstanbul Sokak Müziğinde Bir Sembol

İstanbul’da sokak müziğinden bahsediyorsak Siya Siyabend’i anmamak mümkün değil. Neredeyse 15 yıldan fazla süredir sokaklarda müziğini icra eden Siya Siyabend, günümüzde her ne kadar geçmişteki kadar aktif olmasa da eski zamanlarda onlarla günün herhangi bir saatinde ve İstanbul’un herhangi bir yerinde karşılaşmak olasıydı.

1994 yılında kurulan Siya Siyabend, doğaçlamalar ve vokal Murat Toktaş’ın puslu sesi ile sokaklarda denk gelinmesi istenen gruplardan birine dönüştü. “Siya Siyabend CD’leri!” cümlesini bir yerden hatırlıyorsanız siz de onlara denk gelmişsiniz demektir.

Kara Güneş: İstiklal Caddesi’nde Doğan Güneş

1997 yılında Ankara’da kurulan Kara Güneş grubu, İstiklal Caddesi’nde denk gelebileceğiniz bir müzik beşlisi olarak sokakları santur, kemençe ve ney gibi geleneksel enstrümanların içli sesleri ile dolduruyor. Grubun kurulma amacı ise gündelik hayatın ve sistemin sorgulanması üzerine temellenmiş.

Grubun kurucularından Özgün Yalçın, İstiklal Caddesi’nde sokak müziği yapmaya başlayan öncülerden biri olduklarını belirterek çıktıkları bu ses yolculuğunda sokak sanatı kültürünün yayılmasında rol aldıkları için mutlu olduklarını ifade ediyor. Bize de onların besteledikleri şarkılarla kulağımızın pasını gidermek kalıyor.

Rumen Florin: İstiklal Caddesi’nin Sesleri

İstanbul’dayken yolunuz İstiklal Caddesi’ne ya da Kadıköy’e düşerse sizi çok içli bir akordeon sesi karşılayabilir. İşte, o sesin yaratıcısı, İstiklal Caddesi’nde herkesin tanıdığı ve sevdiği Rumen Florin. Romanya’dan Türkiye’ye gelen Florin, “Müzik bana kalpten gelir.” cümlesi ile kendini ifade ediyor.

Taksim’deki Galatasaray Lisesi’nin ya da Kadıköy’deki Süreyya Operası’nın önünde denk gelebileceğiniz Florin, yeteneği mütevazılıkla birleştirmiş nadir insanlardan. Müzikle büyüyen Florin, dedesinden öğrendiği eski Roman ezgilerini akordeonla çalmaya başladıktan sonra sokakların ruhunu yakalamış. Artık o özgür bir ruh.

Flower Room: Sokağın Enstrümental Çocukları

İstanbul’da artık sokak, sizi bir anda içine çekebilecek yetenekte müzisyenlere denk gelebileceğiniz bir sahne. Bu durumun en güzel örneklerinden biri Flower Room. İki kişiden oluşan grup, akustik gitardan çıkan tınılarla enstrümantal müziğin içinde kaybolan ruhlara hitap ediyor.

İstanbul’un metro istasyonlarını dolaşırsanız Flower Room müzisyenleriyle karşılaşabilirsiniz. Acil bir işiniz yoksa koşturmayın ve gitarlarla anlatılan hikayelere kulak verin. Çok daha iyi hissedeceksiniz.

Ateş Band: Dalga Sesine Karışan Akustik Ezgiler

İstanbul’un en büyük keyfi vapur yolculukları. Sıcacık bir çay ve simitle beraber denizden Boğaz’ı izlemek kadar huzurlu başka bir şey var mı acaba? Vapur keyfini katlayan şey ise seferler arasında çalan sokak müzisyenleri. Özellikle Ateş Band.

Eski türkülere getirdikleri ilginç yorumlarla dikkat çeken Ateş Band, vokalin yaptığı ses oyunları ile sıra dışı bir müzik dinleme deneyimi sunuyor. Onlarla karşılaşmak istiyorsanız Kadıköy ile Karaköy arasında sefer düzenleyen vapurlara binmeniz yeterli.

Tutaste: Sokaklarda Karadeniz Ezgileri

Geleneksel Karadeniz müziklerinden hoşlanıyorsanız İstanbul sokaklarında grup Tutaste sizi bir anda bulunduğunuz yere kilitleyebilir. Lazca müzik üzerine yoğunlaşmış grup, bu müzik türünü geleneksel enstrümanlarla uygulayarak sokak müziği yapıyor. Vokalin etkileyici sesi de cabası.

Kemençe ve tulum gibi enstrümanların ön planda olduğu Tutaste, Karadeniz’in eski şarkılarını kendilerine has bir şekilde yorumluyor. Bu grupla denk gelebilmek için Kadıköy ya da İstiklal Caddesi’nde bir yürüyüşe çıkmanız yeterli.

Inka Sol: Kim Bu İstanbul’daki Kızılderililer?

İstanbul’da sokak müziği denilince birçok kişi etnik kıyafetler eşliğinde Kızılderili müziği yapan müzisyenleri hatırlar. Renkli kıyafetleri ve kuş tüyü şapkaları ile Güney Amerika’dan gelen bu müzisyenler arasında en dikkat çekici olan Inka Sol. Türkiye’nin diğer şehirlerinde de görebileceğiniz bu grup, keyifli müziklerine renkli yerli dansları ile eşlik ediyor.

Yazar

Bir Yorum Yazın